1.Bölüm
“Yayalar için kırmızı ışık yanıyor görmüyor musun? Az kalsın
çarpıyordum” diye bağırdı son model arabasından inen adam. Korkudan bir müddet
sessizce durup bekleyen kızdan cevap bekliyordu. Çevreden kızı yatıştırmaya
çalışan acummlar adama çıkıştı;
“Görmüyor musun nasıl korkmuş, bir de sen üstüne gidiyorsun”
“Hah suçlu ben oldum öyle mi? Az kalsın çarpıyordum. Ölseydi
ne olacaktı?”
“Ölmedi ya, sen ona bak. Kızım al şu suyu, bi kendine gel”
Arabayı kenara çeken adam, kızın kendine gelmesini
bekliyordu hesap sormak için. Bunu neden yaptığı hakkında bir fikri yoktu
açıkçası. Yapması gereken bir sürü iş vardı, basıp gitmek en mantıklısıydı. Ama
kızın yüzünden çok korktuğu anlaşılıyordu ve ilginç bir şekilde, hayatını tehlikeye
atarak nereye yetişmeye çalıştığını merak ediyordu.
Kız biraz sakinleştikten sonra, bir açıklama bekleyen adama
döndü;
“Çok özür dilerim. Çok acildi işim, yolu boş sandım atladım”
dedi mahcup bir şekilde.
“Ya frene basamasaydım zamanında? O zaman ne olacaktı?
Canınızı tehlikeye atacak kadar önemli olan şeyi de merak ettim doğrusu” dedi
kinayeli bir şekilde.
“Biliyorum, sizi de korkuttum. Nasıl desem, arkadaşımın bir
köpeği var ve kendisi çalışıyor şu an. Bana emanet etmişti ama benim de bi işim
çıktı. Dışarıda düşündüğümden fazla kaldım ve çıkarken yemek kabını doldurmadan
çıktım. Bineceğim otobüsü kaçırınca hayvancağız daha sefil olmasın diye
koşturuyordum”
Adam böyle bir cevap beklemiyordu. Kendisinin de üç köpeği
vardı ve çok değerliydi onun için. (ne hayvan sevgisiymiş arkadaş :P ) Bir anda
tavrı değişti;
“Anladım, cidden önemliymiş. Baştan bilseydim çıkışmazdım
size, kusura bakmayın. İsterseniz sizi bırakayım gideceğiniz yere?”
Kız neye uğradığını şaşırdı bu tavır değişikliğinden dolayı.
“Yo-yok ben giderim, teşekkür ederim”
“Bırakayım ya, şimdilik acil bir işim yok. Hem siz dediniz
daha fazla sefil olmasını istemiyorum diye. Böyle daha çabuk ulaşırsınız”
Kız daha fazla geç kalmak istemediğinden kabul etti teklifi.
Adam kızı evine bıraktı. Arabadan indikten sonra kız;
“Çok teşekkür ederim, size de zahmet verdim böyle”
“Sizin için değil, bir canlının hayatı söz konusu olduğu
için böyle yaptım. Yani teşekkür etmenize gerek yok. Bu arada sormazsam içimde
kalacak. Buralı değilsiniz galiba? Zaten Korelilere de benzemiyorsunuz.”
“Evet doğru, buralı değilim. Çok olmadı buraya geleli. Niye
sordunuz?”
“Beni tanımamanızdan belli de”
“Tanımam mı gerekiyordu? Ünlü biri misiniz yoksa?”
Adam ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyordu Kore’de.
Şaşırmış bir şekilde;
“Exo grubunu da bilmiyorsunuzdur o zaman. Ben Exo’dan Kai”
dedi. Hemen sonra bu açıklamasına ne gerek olduğunu düşündü ama söylemişti bir
kere.
Kız da bir müddet durdu, düşündü. Exo ismi bir şeyler
çağrıştırmıştı. Neden sonra aklına geldi;
“Benim müzikle, gruplarla pek aram yoktur. Ama besteci bir
arkadaşım, aynı zamanda köpeklerin sahibi olan arkadaşım bir keresinde
bahsetmişti grubunuzdan, özellikle de Kai ismini hatırlıyorum. Hayranınızdı
yanlış hatırlamıyorsam, grubunuz için beste yapmayı istiyordu hatta.”
“Anladım. Belki bir gün bizim için beste yapar, tanışmak
isterim hayranımla” dedi ukala bir biçimde. Sonra; “Oldukça oyalandım, size iyi
günler” deyip arabasına bindi. Arabayı tam çalıştıracağı sırada sokağın başında
birini gördü. Bir anlık bakışla tüm dünyası değişmişti adeta…
2.Bölüm
“Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım
Her gelişin bir taze haberdi unutmadım
Aşktı alıp verilen altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi, sanki unutmadım
Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda
Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım…”
“Neyi unutmadın bakalım?” deyip aralık kapıdan girdi Gülsüm.
Onun içeriye girmesiyle elindeki kitabın arasına ayraç koyup oturması için
koltuğa işaret etti Rukiye.
“Kitap okuyordum da, şiir çok hoşuma gitti, sesli okumaya
başlamışım fark etmeden” deyip gülümsedi.
“Güzel bir şiire benziyordu duyduğum kadarıyla. Ben de
okuyayım sen okuduktan sonra”
“Olur tabi. Ee nasılsın? Günün nasıl geçti? Seni görmeden
odaya geçtim, çok yorgundum kusura bakma”
“Ne kusuru canım. Bugün atlattığım kazayı saymazsak iyiyim”
dedi sakin bir şekilde Gülsüm.
“Kaza” kelimesini
duyunca gözleri kocaman açıldı.
“Ne-e-e, ne kazası? Neyden bahsediyorsun sen? Ve nasıl bu
kadar sakin bir şekilde söylüyorsun? O.O”
“Sakin ol canım yaa, bir araba tam bana çarpacakken frene
bastı tam zamanında. Benim dikkatsizliğim yüzünden tamamen”
“Niye dikkat etmezsin ki yaa. Aklım çıktı şurda iki dakkada.
Verilmiş sadakan varmış yani desene. Bana olayı tam olarak anlatır mısın bir
de, merakta kaldım”
Gülsüm en başından anlattı olayı. Köpeği yüzünden böyle bir
kaza atlattığını duyunca çok üzüldü Rukiye.
“Köpeğim 10 dk daha
bekleyebilirdi Gülsüm. Çok üzüldüm şimdi. Benim yüzümden hep”
“O nasıl laf şimdi, ne demek benim yüzümden? Diyorum ya
benim dikkatsizliğimden diye. Onu bırak da asıl olayı demedim sana daha.
Arabanın sahibinin kim olduğunu tahmin etmeye çalış bakalım”
“Arabanın sahibi çok mu önemli? Hey Allah ım, canının
değerini bilmiyorsun resmen :S”
“Susmayacaksın anlaşılan. Söylüyorum o zaman tahmin almadan.
Şu takip ettiğin grup Exo, onlar için beste yapmak istiyordun ya hani, işte
onun bir üyesiydi. İsmi de Kai, hani şu hayranı olduğun”
Exo deyince arkasından ne gelecek diye merakla dinleyen
Rukiye Kai ismiyle yeniden donakaldı. Böyle bir şey olabilir miydi? Arkadaşına
nerdeyse çarpacak olan kişi, Kai olabilir miydi? Bu mümkün müydü?
Bir süre bir şey demeden durdu. Sessizliği yine Gülsüm
bozdu.
“Dondun kaldın. Sevdiğini biliyordum da bu kadarını tahmin
edemedim. Olayın şokunu atlatmış olsaydım telefon numarasını isterdim tüh.
Vermeyecek olsa bile şansımı denerdim”
“Ne diyorsun yaa kaza atlatmışken bunu mu düşünüyorsun
şimdi, kızıyorum artık. Evet, çok şaşırdım. İlginç bir tevafuk olmuş”
“O gittikten hemen sonra sen geldin eve. Belki arabasını
görmüşsündür”
Rukiye şöyle bir düşündü. Son model bir araba gördüğünü
hatırlıyordu.
“Aaa evet, bir araba bizim evin önünden geçiyordu sokağın
başına geldiğimde. Camlar siyah olduğu için, içinde kim olduğunu görmedim.
Benim yanımdan geçerken duraklar gibi olmuştu da ondan hatırladım. Demek Kai
idi. O kadar yakınımdayken fark edemedim ya, nasip”
“Öyle tabi” dedikten sonra saatine baktı Gülsüm.
“Yemek yapmaya başlayalım mı? Akşama ancak yetişir. Fazla
zaman da kalmadı zaten. Karnımızı doyurup işimize bakarız”
“Çok iyi olur aslında. Bugün öğrenciler beni yordu. Bir
notayı bir türlü çıkaramadılar. Defalarca tekrar etmek zorunda kaldım”
“Ah canım yaa, öğretmenlik zor, ne yaparsın”
“Öyle tabi ama çok şükür sevdiğim mesleği yapıyorum”
Bu şekilde konuşmaya devam ederek mutfağa geçtiler…